
17 Mart 2010 günü akşam saatlerinde evinde kalp krizi geçirerek aramızdan ayrılan Fakılar Köyünün Koca Çınarı Mustafa TIRAŞ ölümü ile birlikte Fakılar köyünü ve sevenlerini yasa boğmuştu.
Fakılar köyü ve sevenleri Koca Çınarın ölümünü bir türlü kabullenememekte ve bir türlü ölümü Koca Çınara yakıştırmamaktadırlar.
Çünkü Koca Çınar kolay kolay yıkılımazdı...
Son nefesine kadar sevdalısı olduğu memleketine hizmet etmeye çalışan Fakılar Köyünün Koca Çınarı Mustafa TIRAŞ'ın yiğeni, amcasına duyduğu özlemi vefatının ardından yaşadığı üzüntüyü sevgisini sığmayacağını bildiği halde kelimelere döken İbrahim TIRAŞ'ın Koca Çınar Mustafa TIRAŞ'a yazdığı mektubu siz değerli ziyaretçilerimizle paylaşıyoruz ;
SON VEDA...
Değerli Amcam Mustafa TIRAŞ'ın aziz hatırasına;
Bizden ayrıldığın gün her birimiz hatıralarını gözlerimize yükleyip sessiz bir film gibi izledik içinde seninde olduğun o güzel günleri. Yokluğunu hissettikçe biraz daha üşüdük gecenin ayazında, sevgi dolu sesini aradık rüzgarın uğultusunda, o gülümseyen yüzünü aradık gecenin karanlığında ve yokluğuna yüreğimizle içten içe ağladık.
Bilseydik ki ölüm sana bu kadar yakın, her şeyi bırakır koşar gelirdik yanına. Hiç ayrılmazdık inan ki yanından, sımsıkı tutardık son saniyeye kadar ellerini. Ecel kapıyı çalmıştı bir kere işte, açmamak asla olamazdı. Sende yalnız açtın ecel kapısını. Kartallar yalnız uçarmış derler ya sende yalnız uçtun yolun sonuna. Ama konduğun yerde yalnız değildin, sevenlerin tuttu kaldırıverdi bedenini, hep beraber yürüdüler seninle o son yolu. Beraber vardınız ebedi istirahatgahına. Öyle güzel şeyler yaptın ve öyle derin izler bıraktın ki seni sevmeyi beceremeyen yürekleri bile ağlattın. "Ne mutluydu ki geçen zaman içinde sana karşı keşkeleri olmayanlara"
Biliyorduk ki sen ölmedin Çünkü; "Meyve veren ağaca kuru denilemeyeceği gibi, eseri devam eden kimselere de ölü denmez" idi. Sadece artık seninle gezemeyecek, oturup konuşamayacak, hicivlerine içten içe gülemeyecek, memleket meselelerine kafa yoramayacak, köyümüzün geçim sıkıntılarına dertlenip çözüm arayamayacaktık. Seher vakti kekliğin, ilkbaharda karatavuğun ötüşünü, dağ keçisinin ürkek ürkek yayılışını, tilkinin tavuğu kümesten çalışını artık bu kadar güzel hiçbir kimseden dinleyemeyecektik.
Şahsında defalarca görmüştük; kötü söze güzel sözle cevap vermeyi, kötülük yapılsa bile dost elini uzatmayı, bu iş olmaz dememeyi, azimle mücadele etmeyi, ümitkar olmayı. Hep doğruluğun, dürüstlüğün yanında oldun, çok okudun, çok gezdin, öğrenmekten hiç bir zaman vazgeçmedin, bildiklerini herkesle paylaştın, güzel düşündün ve elinden geldiği kadar da düşündüğün gibi yaşadın.
Seninle beraber geçirebildiğim tüm zamanlardan mutlu oldum, senin tarafından sevilmiş olmanın gururuyla kendimden onur duydum. Bilmeni isterdim ki sen sevdiklerinin ömrü kadar uzağa gittin. Adını şu an hatırlayamadığım birinin "Öldükten sonra unutulmak istemiyorsanız ya okumaya değer şeyler yazın ya da yazılmaya değer şeyler yapın" dediği gibi sende bu satırlara sığmayacak kadar güzel şeyler yaptın. O çok sevdiğin köyünün her mevkisindeki eserlerinle anılarda yaşayacaksın. Ve bizler seni asla unutmayacağız.
Allah mekanını cennet eylesin. Melekler yoldaşın, ruhun şad olsun!
İBRAHİM TIRAŞ