Son zamanlara aile içi şiddet ve bunun neticesi olan boşanmaların sayılarının hızla arttığını sizler daha iyi biliyorsunuz. Muhakkak ki kusur her zaman erkekte veya kadında olmaz.
Fakat esas dikkatimi çeken olay, erkeklerin eğitim, ekonomik düzeyi, ne olursa olsun, boşanmadan sonra veya mahkeme sürecinde diyeti hiç suçu olmayan çocuklar olmaktadır.
Çocuk anneye verildiğinde yetim, babaya verildiğinde öksüzdür. Hele baba eğer ki birazda kafa yapısından dolayı anneyi çalıştırmamış hiçbir sosyal güvencesini sağlamamışsa, kadının ve çocuğun ne durumda olduğunu söylememe gerek yoktur. Özellikle ekonomik özgürlüğü olmayan kadınların durumu içler acısıdır. Çocukların ne durumda olduğunu söylemeye dilim varmıyor. Sokakları mesken tutan bu çocuklar erkek olsun kız olsun büyük bölümü çaresiz tecavüzlere uğramakta, hayatı kararmaktadır.
Baba genç bir kadınla evlenip keyif çatmakta anne ne kadar dayanıklı, olursa olsun kurtuluşu sokaklarda veya önüne gelen ilk kişi ile evlenmekte ve ikinci (çoğunlukta) ipini, işini yitirmiş kişi ile zorunlu evlilik(yinede iyi ihtimal)yapmış olur ama kadın sığınma evleri sonu olur. Kadın sığınma evi denilince kimse mutlu olduğunu düşünmesin.
Erkeklerde ekonomik durumu iyi olanlar bir çıtır uğruna yuvayı yıkar ve keyfine bakar. Avukat tutacak parası vardır her şey onun lehinedir.Mutludur, mesuttur. Kanunlar görünüşte onların lehinedir. Elinizdeki dosyalara baktığınızda bu tür kocalar, (eğer söylenebiliyorsa) babalar çoktur.
Eğer ki her kim bir kadın için yuva yıkıyorsa, bence çiftlerden önce çocuğu düşünmek lazımdır. Bunu düşünür iken empati yapmamız gerekir. Bu yazıyı yazmamın sebebi, bir ilköğretim okulunda gördüğüm bu tür bir çocuğun dramıdır.
Açlık, tokluk, perişanlıktan daha zor babasızlık ve annesizliktir. Hele, hele eğitimci olan insanların ikinci eş sevdası çok düşünülmesi lazımdır. Hakimler, Savcılar kadar hepimizin olağanüstü düşünmemiz gerekir.Saygılar sunarım...
Ahmet GÖZÜBÜYÜK
Namrun Gazetesi Köşe Yazarı