
Namrun Gazetesi.com site köşe yazarımız Ahmet Gözübüyük, Ak Parti Çamlıyayla İlçe Başkanımız Hakkı CERECİ'nin dün yapmış olduğu basın toplantısını yeni köşe yazısında konu olarak ele aldı.
Köşe yazarımız Ahmet Gözübüyük'ün yeni köşe yazısını sizlerle paylaşıyoruz ;
ÖNCE ÇAMLIYAYLA SONRA SİYASET
Sayın Hakkı Cereci!
AKP ilçe başkanı, Genç, dinamik, gençliğin verdiği enerjisi mükemmel, yaşı gereği heyecanlı, güzel eserler kazandırmak için mücadeleci ve hızlı, yerel yöneticilikte aranan vasıflara haiz, iyi niyetli bir yönetici olarak profili mükemmel görünüyor. Kendisi ile tanışmak nasip olmadı. Çamlıyayla´nın doğal dokusu, endemik bitki örtüsü, florası, yaban hayatı, faunası, doğası bozulmamış ormanları ve oksijen zenginliği ile Türkiye içerisinde mevcut 10 yayladan biridir.
Çamlıyayla 1992 yılına kadar Tarsus ilçesine bağlı nahiye iken, 1992 yılında Çamlıyayla adı ile ilçe statüsüne geçmiştir. 1955 yılından itibaren 15 dönem Belediye Başkanlığı süresi ve 15 Belediye Başkanı görev yapmıştır. Günün şartlarında, kırık kazkanadı içerisinde bulunan ilçemiz maalesef hangi iktidar olursa olsun üvey evlat muamelesi görmüştür.
Sayın Cereci bir çaba sarf etmektedir. Çalışmalarını takdirle karşılıyorum. Çamlıyayla ne yazık ki, devlet babanın üvey evladı olduğundan, ekonomik, sosyal-kültürel, eğitim, sağlık, iş ve aş gibi önemli ihtiyaçların yokluğu göçü hızlandırmıştır. Özellikle kış aylarının zorluğu gençlerin göç etmesinde önemli rolü olmuştur.
Yerli halk gelişmiş il ve ilçelere kış aylarında gitmeyi hayal etmişler ve çocukların eğitimi de önemli rol almıştır. Hatta yazlıkçıların çoğu yazın dahi yaylaya çıkamamaktadır. Şu anda dünyayı sarsan ekonomik krizin teğet geçtiğini söyleseler de, ne boyutlarda olduğunu yaşayanlar bilir.
Tarsus´ta kapanmamış bir fabrika var mı? Tarsus´ta 12 000 işlem gören icra dosyası ve tebliği safhasında bir o kadar daha olduğu söyleniyor. İşyerleri kapanmış, iş sahipleri dahi işsiz kalmış iken Çamlıyayla´nın esnaflarının durumunu sormak istemiyorum.
Bu aylarda acaba Bağ kur borçları ödenebiliyor mu? İcra işlemi ile bir iki arabanın satıldığının duyumunu aldım ama muhakkak ki haciz işlemleri can yakıyordur. Bankaların zenginliği ne yazık ki mikro ekonomi içindeki halkımızın batmasına engel olamamaktadır.
Sayın Cereci;
"Bunun böyle olacağı 1 sene önceden belliydi ve biz bunu her ortamda anlattık. Önümüzdeki yıllarda Çamlıyayla belediyesinin işi zor dedik, yükü ağır dedik, hizmette zorlanır dedik, büyük ve kalıcı yatırımlar yapma gücü çok zayıflayacak dedik, Ankara´daki iktidarla aynı paralelde olmaz isek hizmet almamız güçlenir dedik."
diyor.Bu sözleri beni düşündürdü. Acaba Ankara´dakiler burada ki milli iradeyi cezalandırıyor mu? Bu sözlerin sürçü lisan olmasını temenni ederim. Şimdi Ankara´dakilerin yerel yönetim kendilerinden olmadığından ayrımcılık yaptıklarını mı anlatmak istiyor. Bu sözler bir siyasetçi sözü olmamalıdır.
Hâlbuki Çamlıyayla´da bulunan kamu kurumları belediye hangi görüşte olursa olsun birlik ve beraberlik içinde çalışmalıdır. Bundan önceki AKP iken bundan farklımı idi? Çamlıyayla için ayrımcılık yapmak çamlıyayla´yı kaosa sürükler.
Sayın Cereci'nin 5393 sayılı Belediye Kanununun 14 maddesi Belediyelerin görev ve sorumluluğunu anlatıyor. Ekonomi ile ilgili sorumluluğunun olduğunu düşünmüyorum. Çamlıyayla sevdalılarının önce Çamlıyayla sonra siyaset demeleri gerekir taa ki seçim zamanına kadar.
Her şey Çamlıyayla için.
SAYGILARIMLA
Ahmet GÖZÜBÜYÜK
Namrun Gazetesi.com Köşe Yazarı